Çimento Üretiminde İş Sağlığı Ve Güvenliği

Çimento Üretiminde Kazalar, Tehlikeler Ve Kazalar
12:06
  • 26

ÇİMENTO ÜRETİMİNDE İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ

I. GENEL PROFİL

Çimento, kelimenin en genel anlamıyla birleştirici -sertleşebilen ve diğer maddeleri de bir arada tutan- demektir. Çimento kelimesinin ingilizce ifadesi olan ‘cement’ sözcüğünün kökeni Roma İmparatorluğuna dayanır. Opus caementitum, kireç tozunun yakılarak birleştirici olarak kullanıldığı, kaya parçalarından elde edilen ve betona benzeyen yapılara verilen isimdir. Toz haline getirilmiş(pulverize) kiremit ve volkanik küllerin yanmış kireçe eklenmesi ile elde edilen hidrolik birleştiriciye daha sonraları, cementum, cimentum ve cement denmiştir. İnşaat işlerinde kullanılan çimento, hidrolik ve non-hidrolik (hidrolik olmayan) olmak üzere ikiye ayrılır.

Çimento, beton ve sıva yapımında kullanılır. Doğal veya yapay malzemelerin çimento ve su ile karışımından elde edilen beton, serttir ve aşınmaya dayanıklıdır. Bu yüzden yapı işlerinin temel taşıdır.

Çimento yapımında en çok kullanılan yöntem, Portland yöntemidir. Kireçtaşı, kil, kalsiyum sülfat ve kalsiyum silikat gibi maddeler, 1500 dereceya kadar ısıtılan kazanlarda karıştırılır. Bu işlemin sonucunda oluşan sert tuğla, bir parça alçıtaşı ile birlikte toz haline getirilir. Bu işlemlerin sonucunda meydana getirilen malzemenin adı, çimentodur.

Portland çimentonun içerdiği maddeler şunlardır:

-Kalsiyum Oksit %60-70

-Silikon Dioksit %19-24

-Aliminyum Trioksit %4-7

-Demir Oksit %2-6

-Magnezyum Oksit %5

II. ÇİMENTO ÜRETİMİNDE KAZALAR, HASTALIKLAR VE TEHLİKELER

II.1. Hastalıklar

II.1.1. Kimyasal Tehlikelerden Kaynaklanan Hastalıklar

Çimento işkolunda, en çok solunum yolları ile ilgili meslek hastalıklarına rastlanır. Havada bulunan tozlar ile birlikte, mikro-makro klimatik işyeri ortamı bunların en önemli nedenlerini teşkil etmektedir. Genellikle episemi ile birlikte görülen kronik bronşit*, bu işkolunda en sık görülen solunum yolu rahatsızlığıdır.

Normal Portland çimentosu, serbest silis tanecikleri (kristal kuvars) içermediği için silikoz hastalığan sebep olmaz. Ancak asitlere karşı dayanıklı olan çimento türleri serbest silis tanecikleri içerdiğinden, sunuk kalındığında kesinlikle silikoz* hastalığına yakalanma riskini beraberinde getirir.

Kristal kuvars (silis tanecikleri), taş ocaklarında çalışanların en çok karşı karşıya kaldıkları tozdur. İçinde silis bulunan taşlar kırıldığında, parçalandığında ve ufalandığında solunabilir silis tozları ortaya çıkar. Bu işlemler yapılırken, dibe doğru derin çukurlar açılır ve bunun için ister elle olsun ister büyük makinalar yardımıyla olsun, toprak kazılır. Bu sırada ortaya bol miktarda silis tozu çıkar. Bunun solunması gerçekten çok tehlikelidir.

Belirli bir süre (miktarına bağlı olarak aylar ya da yıllar) boyunca bu toza sunuk kalınırsa, silikoz* adı verilen bir tip pnömokonyoz* gelişir. Tüberküloz*, akciğer kanseri* ile artrit* gibi otoimmün* hastalıklara da neden olmaktadır. Silis tozu, toprak yeni kazıldığında çok daha tehlikelidir. Daha önce ortaya çıkmış ve bir yerde kalmış silis tozunun yeniden solunması yeni kazılarak taşlardan ortaya çıkan taze tozun solunması kadar tehlikeli değildir.

Bazı çimento çeşitleri, diatoma toprağı (beyaz pekmez toprağı) ve süngertaşı içerir. Diatoma toprağı ısıtıldığında amorf silis, kristobalite dönüştüğü için tehlikeli olma ihtimali vardır. Kristobalit, kuvarstan daha patojenik(hastalık yapıcı) bir kristaldir. Bu kristal konkomitan tüberküloz* hastalığına neden olabilir.

1940’lı yıllarda bile hexavalent kromun (krom solüsyon testi ile ortaya çıkartılabilen) çimento egzamasına* neden olduğu düşünülüyordu. Krom tuzları deride bulunan proteinlerle birleşerek alerjik bir durum ortaya çıkarmaktadır. Bunlarla birlikte çimentonun alkali bir toz olması dermatite* neden olmaktadır.

II.1.2. Fiziksel Tehlikelerden Kaynaklanan Hastalıklar

Çimento fabrikalarında, fanlar, jeneratörler, motorlar, öğütücü değirmenler gibi gürültülü çalışan ekipmanlar bulunmaktadır. Buna ilave olarak çimento fabrikaları, hammadde kaynaklarına sahip ocaklara yakın kurulduğu zaman ağır taşıma araçları ile patlatma ve sondaj işlemleri ek gürültü oluşturmaktadır. Çalışma ortamındaki gürültü seviyesi 120 dB’e kadar çıkabilmektedir. Çalışanlar bu seviyedeki gürültüye sunuk kalan çalışanlarda işitme kaybı görülmesi oldukça olasıdır.

Çimento fabrikalarında var olan bir diğer tehlike titreşimdir. Ağır taşıma araçlarını kullanan çalışanlar tüm vücut titreşimine sunuk kalırlar. Özellikle eski iş makinelerini kullanan çalışanlar yeni makineleri kullananlara göre daha fazla titreşime sunuk kalarak çalışırlar. Bunun yanında, hilti gibi aletleri kullanan çalışanlar el-kol titreşimine sunuk kalırlar. Uzun süreler el-kol titreşimine sunuk kalınarak yapılan çalışmalar sonucu çalışanda beyaz parmak hastalığı* görülme riski oluşur.

II.2. Kazalar

Çimento üretim tesislerinka yaşanan kazalardan en yaygınlarında biri kayma, takılma ve düşmelerdir. Bunlar, iş sahası düzgün zeminli olmaması, kaygan veya kayganlaşan zemin için uyarı konulmaması veya önlem alınmaması veya temizlenmemesinedeniyle yaşanan kazalardır. Taşınan malzemelerin çalışanların üzerine düşmesi veya malzeme taşıyan kişinin düşmesi gibi kazalar da sıkça görülür.

Çimento üretiminde kullanılan siklon ve fırınlar için kullanılan iskele sistemlerinde, gezer köprülü vinçlerin bakım ve onarımlarında, silo ve çatı temizliği çalışmaları sırasında yapılan yüksekte çalışmalar sırasında çalışanların yüksekten düşme riskleri ortaya çıkar.

Yanıkla* sonuçlanan kazalar; sıcak farin ve klinker veya çimento tozu temasıyla oluşmaktadır. Tehlike noktaları genelde sıcak klinker tozu ve ön ısıtıcılarda bulunan tozlardır. Farin değirmenlerinde farin tozu yaklaşık 120 °C civarında iken ön ısıtıcı kulelerde 900 °C sıcaklıklara kadar çıkmaktadır. Farin değirmeni içerisindeki farin tozu ve ön ısıtıcı kulelerdeki tozla temas; ön ısıtıcılarda tıkanma olduğu zaman siklon şişlemesi sırasında ve izolasyonu iyi olmayan bölümlerde toz kaçması sonucu olmaktadır. Siklon açılması sırasında şişleme kapağından dışarı malzeme püskürmesi siklon şişleme işini yapan elemanın yanmasına ve şişleme kapağından püsküren malzemenin aşağı katlara yayılması durumunda bu katlarda bulunan çalışanların yanmasına neden olmaktadır.  Sıcak klinker ile temas, klinker numunesi almak için soğutucu çıkışı kovalı bantlarda numune alan çalışanın dengesinin yitirip sıcak klinker taşıyan kovalı banda düşerek yanmasına ve klinker soğutucusundaki klinker kırıcı içerisinde topaç kırma sırasında sıcak malzemenin çalışanın üzerine düşerek yanmasına neden olmaktadır.

Sıcak çimento ile temas, çimentonun transfer bantlarından dökülmesiyle veya buralarda bir çalışma yapıldığında olmaktadır. Çimento fabrikalarında siklon tıkanmalarının sıklığı ve şiddeti; fırın işletme koşulları, farin bileşimi, yakıt türü (kömür, petrokok, değişik kaynaklı ve bileşimli atık yakıtlar vb.) ve belli başlı yanma özelliklerine bağlı olarak değişmektedir.

Siklon tıkanmalarına bağlı olarak rastlanılan kaza türlerinden biri de yaklaşık 400 bar basınçla çalışan su jeti ile siklon temizliği yaparken tabancanın kontrolden çıkıp çalışanların ölümüne neden olan kazadır.

Çimento fabrikalarında yangın ve patlama yönünden öncelikli riskler kömür ile yapılan çalışmalardan kaynaklanmaktadır. Söz konusu bu riskler; kömürün depolanması, değirmenlerde öğütülmesi, yakılması sürecinde yangın ile toz ve gaz patlamaları şeklinde ortaya çıkar. Yangın ve patlama yönünden önemli risklerden biri de LPG, doğalgaz ve/veya sıvılaştırılmış doğalgaz gibi petrol türevlerinin depolanmasından ve kullanımından doğan risklerdir. Döner fırında ilk ateşleme sırasında doğalgaz kullanılmakta, sıvılaştırılmış doğalgaz ve LPG ise mutfak kısmında yemek pişirme işlemleri sırasında ve ısınmada kullanılmaktadır. Lastik konveyör bantları da yangın yönünden risk teşkil eden bir başka unsurdur. Konveyörde kömür transferi sırasında sıkışma, sürtünme sonucu lastik bantlar yangına neden olabileceği gibi, konveyör bant boyunca uzanan kablo kanalları içerisinde taşınan elektrik kabloları da yangın nedeni olabilir. Çimento fabrikalarında kullanılan döner fırınlarda, ilk ateşlemenin gecikmesi sonrasında ani
yanmanın başlaması ile alev borusunda bulunan hava sağlayan ekipmanın bozulması gibi nedenler gaz patlamalarına neden olabilir.

Çimento sektöründe en sık görülen kazalardan bir başkası da dönen aksamlara uzuv kaptırmadır. Genelde bu tür kazalar bantlı konveyörlerde, rulo, tambur, şut vb. dönen aksamın bulunduğu tehlike bölgesinde koruyucu olmaması durumunda gerçekleşmektedir. Bu tür dönen ve hareketli parçaları bulunan iş ekipmanları üzerinde enerji kesilmeden ve gerekli güvenlik tedbirleri alınmadan bakım, onarım, temizlik vb. çalışmaların yapılması durumunda bu tür kazalar olmaktadır.

Siloların içindeki tıkanıklıkların giderilmesi, temizlik işleri gibi çalışmaların kapalı alanda yapılmasını gerektiren durumlar kaza riski taşır. Çünkü kapalı alanda, oksijen yetersizliği, zehirli gaz, buhar veya dumanlar, silo içindeki boş alanı aniden doldurabilecek katı ve sıvılar, yangın ve patlama, toz ve sıcak hava gibi tehlikeler vardır. Silo içinde bu tehlikelerden herhangi birinin ortaya çıkması durumunda çalışan havasız kalacağından ciddi sonucu olacak kazalar yaşanabilir.

III. ÇİMENTO ÜRETİMİNDE SAĞLIK VE GÜVENLİK ÖNLEMLERİ

Çimento üretiminde ortaya çıkan tozu kaynağında yok edebilmek için çalışmalar yapılmalıdır. Hammaddenin kırılması sırasında çıkan tozu tutmak için filtreli emiş sistemleri ile çıkan tozun bastırılması için su pulverizasyon sisteminin kurulmalı ve etkin bir şekilde çalıştırılmalıdır. Hammadde ve klinker stoklamasının yapıldığı stokhollerde bant besleme noktalarında (çalışan işçi varsa) filtreli emiş sistemleri kurulmalıdır. Tesis genelinde toz kaynakları belirlenerek öncelikle toz çıkışı önlenmeli gerekli durumlarda da filtreli emiş sistemleri kurulmalıdır. Kurulan bu sistemlerin bakım ve kontrolleri düzenli olarak yapılmalıdır.

Çalışma ortamındaki tozun ortamdan tamamen uzaklaştırılması mümkün olmuyorsa, tozlu ortamda çalışanların solunum yolu hastalıklarına yakalanmalırının engellenebilmesi için çalışanlara solunum yolu koruyucu maske verilmelidir.

Çimentonun deriye temasından kaynaklanacak hastalıklardan kaçınabilmek için çalışanların eldiven veya koruyucu krem kullanmaları gerekir. Çimentonun ve diğer kimyasal malzemelerin göz ve deriye temas etmesi durumunda kullanılmak üzere göz ve vücut duşları çalışma alanında bulunmalıdır.

Çimento fabrikalarında ortaya çıkan gürültünün çevreye ve çalışma ortamına yayılmasını engellemek için binalarda ses yalıtımını sağlayan materyallerin kullanılması, kullanılan ekipmanda gürültüyü azaltıcı önlemlerin uygulanması, (örnek: değirmenlerde manto ile plakalar arasına ses giderici plastikler konulması) yöntemleri kullanılabilir. Gürültünün çevreye yayılmasının önlenmesi için ağaçlandırma, duvar ve diğer fiziksel bariyer uygulanabilir. Çalışma ortamındaki gürültü seviyesi yine de çalışanın kişisel maruziyet seviyesini aşıyorsa çalışanlar kulak koruyucu kullanmalıdır.

Çalışma ortamındaki titreşimin kaynağı olan makinelerin bakımlarının düzenli olarak yapılması ve çok eski makinelerin kullanılmaması oluşan titreşimi azaltacaktır. Ağır taşıma araçlarından kaynaklanan titreşimin çalışanı uzun süre etkilemesini engelleyebilmek için çalışanlar arasında rotasyon yapılmalıdır. El-kol titreşimine neden olan aletleri kullana çalışanların titreşim sönümleyen eldiven kullanmaları gerekir.

Çimento üretiminin yapıldığı alanda kayma, takılıp düşme gibi kazaların önlenebilmesi için çalışma ortamında tertip düzenin sağlanması gerekir. Zemindeki açıklıkların kapatılması ve kayganlaşan zeminin derhal temizlenmesi gerekir. Çalışma için kullanılan ekipman iş bitiminde sonra çalışma ortamından kaldırılmalıdır. Geçiş yolları, kapılar ve çitler açıkça işaretlenmelidir.

Yüksekte çalışmaların ve kapalı – belirli alanlarda çalışmaların özel izne tabi olması bu bölümlere ilişkin kaza oranlarının düşmesinde önemli rol oynayacaktır. İşyerlerinin yüksek yerlerinde, özellikle siklon katlarında korkulukların olması, yapılan çalışmalarda düşme riskine karşı en önemli tedbirdir. Korkulukların kırılarak koruyucu özelliğini kaybetmesi, korkuluklarda tehlikeli boşlukların olması, korkulukların amacına uygun olmaması durumlarında korkulukların tekrar gözden geçirilmeleri gereklidir. yüksekte yapılan tüm çalışmaların paraşütçü tipi emniyet kemeri gibi düşme önleyici sistemlerin kullanılması gerekir.

Siklon tıkanmalarının önlenebilmesi için siklon çıkışındaki basınç ve sıcaklık gibi çeşitli parametrelerin sürekli izlenmesi gerekir. Gama ışını detektörleri, mikrodalga dedektörleri gibi ekipmanlar yardımıyla siklon içindeki tıkanmalar kolaylıkla saptanabilir.

İşyerinde yangın çıkması durumunda yangına erkenden müdahale edilebilmesi için, işyerinin büyüklüğüne, yapılan işin özelliğine, kullanılan ve depolanan maddelerin fiziksel ve kimyasal özellikleri ve miktarları ile çalışanların sayısına göre işyerinde etkili ve yeterli yangın söndürme ekipmanı ile yangın detektörleri ve alarm sistemleri bulunmalıdır. Yangın söndürme ekipmanı kolay kullanılır olmalı, görünür ve kolay erişilir yerlere konulmalı, önlerinde engel bulunmamalıdır. Yangın ihbar sistemi bağımsız bir kesintisiz güç kaynağına bağlı olmalıdır. İşyerlerinin çalışma alanlarında kullanılmakta olan kağıt vb yanıcı maddeler ihtiyaçtan fazla bulundurulmamalıdır. İşyerlerinde 6 ayda bir alarm ve tahliye denemeleri yapılmalı, bu denemeler, yetkili ve tecrübeli bir şef, işyeri bekçileri ve yeteri kadar yardımcılardan kurulu bir ekibin gözetimi altında yapılmalı ve işyeri yangın planına uygun olarak düzenlenmelidir.

Çalışma sırasında kullanılan makine ve ekipmanın dönen ve kesici parçalarından çalışanların korunabilmesi için bu noktaların ve makinelerin operasyon noktalarının koruyucu içine alınması gerekir. Makinelerin bakım ve onarımlarının sadece tecrübeli ve makineyi tanıyan personel tarafından yapılması gerekir. Bakım onarım sırasında makine güçten kesilmeli ve tamamen koruyucuları takılmadan kullanılmamalıdır.

DİPNOTLAR

* Akciğer kanseri, yapısal olarak normal akciğer dokusundan olan hücrelerin gereksinim ve kontrol dışı çoğalarak akciğer içinde bir kitle (tümör) oluşturmasıdır. Burada oluşan kitle öncelikle bulunduğu ortamda büyür; daha ileriki aşamalarda ise çevre dokulara veya dolaşım yoluyla uzak organlara yayılarak (karaciğer, kemik,beyin vb. gibi) hasara yol açarlar. Bu yayılmaya metastaz adı verilir.

* Artrit, eklemlerin iç yüzlerini etkileyen iltihabi bir hastalıktır. Uzun süreli ve tekrarlayıcı bir hastalık olan romatoid artrit zamanla ilerleyerek kötüleşme gösterebilir. Artrit yalnız eklemleri değil bütün vücudu da etkileyebilir. Şekil bozukluğuna neden olabildiği için çeşitli sakatlıklara yol açabilir. Hastalık bütün eklemleri etkileyebilir, ancak en çok el ve ayak bileklerinin küçük eklemlerinde gözlenmektedir. Artrit tek bir hastalık değildir, 100’den fazla farklı hastalık artrit ile ilişkilidir. Dirsek ekleminde zorlanmaya bağlı kas liflerinde yırtık (tenisçi dirseği= lateral epikondilit) gibi basit romatizmal hastalıklardan, romatoid artrit (RA) gibi tüm vucudu etkileyen ağır hastalıklara kadar farklı hastalık formları bu grupta yer almaktadır. Sistemik lupus eritematozus gibi artritle ilişkili ancak vücudun akciğer, kalp ve böbrekler gibi hayati organlarını etkileyebilen romatizmal hastalıklar da artritle olan ilişkileri nedeniyle bu grupta yer almaktadır. Hastalar arasında bilinen adıyla kireçlenme (artroz) bu grubun en bilinen hastalığıdır ve pek çok hasta tarafından romatizma denince akla yanlızca bu hastalık gelmektedir. Bu hastalıkların temel ve ortak belirtisi kas eklem ağrıları olduğundan artrit ya da romatizmal hastalıklar olarak adlandırılmaktadırlar. Genellikle eklem ağrısının nedeni eklem yüzlerini kaplayan zarların (sinovya) mikrobik olmayan iltihabıdır (inflamasyon).

* Bronşit, akciğerlere giden havayollarının iç yüzündeki zarın iltihaplanmasıdır. Akut ve kronik olarak iki gruba ayrılır.

1- Akut Bronşit: Genellikle grip, kızamık, boğmaca veya tifo gibi hastalıklar sırasında görülür.
2- Kronik Bronşit: Bu çeşit bronşitte; havayollarını yağlayan bezler büyümüş, iç yüzlerinde bulunan tüyler görevini yapamaz olmuştur.

Egzama (dermatit) derinin iltihabıdır ve çoğu zaman kaşıntılı seyreder. Genellikle allerji nedeniyle oluşur; ama duygusal sıkıntı da egzamaya yol açabilmektedir. Bazen de egzama görünür hiçbir neden yokken çıkmaktadır. En sık görülen egzama tipi, allerjik kökenlidir. Tıp dilindeki adı “atopik dermatit” olan bu hastalık çoğunlukla astımlılarda ve saman nezlelilerde görülür. Saman nezlesi, çiçek tozlarının neden olduğu allerjik bir hastalıktır.

* Otoimmün hastalıklarda, bağışıklık sistemi vücudun kendine ait olan bazı dokuları yabancı gibi algılayarak bunlara karşı antikor üretir ve bu, dokulara zarar verir.

* Pnömokonyoz, genellikle bazı özel iş koşullarında çalışan kişilerde inorganik toz yada zerrecikli maddenin akciğerlerde depolanması ve buna bağlı olarak gelişen doku reaksiyonu ile ilgili durumdur. Asbestos ve silikoz bu gruba giren hastalıklardandır.

* Raynaud Sendromu (Beyaz Parmak Hastalığı), el ve ayak parmaklarının soğuğa sunuk kalması nedeniyle ağrı ve uyuşuklukla birlikte soluklaşmasıdır. Dolaşım bozukluğu nedeniyle hastalık görülür. Genellikle bu hastalığın altında başka nedenler vardır. Bu nedenler bilinmiyorsa Raynaud’s sendromu adını alır. Sürekli sarsıntı yapan makinalarla çalışan işçilerde görülür.

* Silikoz, serbest silis taneciklerinin (Kristal kuvars) solunum yoluyla alınması sonucu meydana çıkan, sanayi parçacıklarının yol açtığı ağır bir hastalıktır. Madencilik, taş kesme, taşocağı çalışmaları (özellikle granit), yol ve bina inşaatı, dinamitle kayaları patlatma ve çiftçilik, serbest silise sunuk bırakan mesleklerdir. Belirtilerin meydana gelmesi için genellikle 15-20 yıl bu parçacıklara sunuk kalmak gerekir. Fakat silise yoğun şekilde sunuk kalınan kapalı alanlarda patlatma, yüksek kuvars içeren kayaları delerek tünel açmak ve temizleme tozu imalatı gibi işlerde çalışan korumasız işçiler bir yıldan kısa bir sürede silikoza tutulabilirler.

* Verem (Tüberküloz) insanlık tarihinin ilk çağlarından itibaren görülen en eski hastalıklardan birisidir. Verem esas olarak akciğerleri tutan ve bunun yanı sıra diğer birçok organda da yerleşebilen Mycobacterium Tuberculosis (Koch basili) mikrobunun oluşturduğu bir hastalıktır. Bağışıklık sistemi hücreleri savaşmalarına karşın mikropların tamamını genellikle öldüremez. Basiller akciğerlerde yuvalar oluşturmasına neden olur. Verem en çok omurga, kalça kemikleri, lenf bezleri, böbrekleri etkiler. Hastalığı, yalnızca akciğer veremi olan kişiler yayabilir. Bu kişilerin öksürmesi, konuşması ve hapşırması sonucu mikroplar damlacık şeklinde havaya atılırlar. Ortamda bulunan diğer sağlıklı kişiler havada asılı kalan bu mikropları soluk alırken akciğerlerine alırlar. Kaşık, çatal, bardak gibi eşyalardan hastalık bulaşmaz. Verem mikrobu vücuda girdikten sonra uzun süre hastalık yapmadan kalabilirler. Bu dönemde vücut tarafından oluşturulan verem mikrobu bulaştığını genellikle bilmez.

* Yanık, ısı, ışın, elektrik veya kimyasal maddelere sunuk kalma sonucunda deri ve derialtı dokularda meydana gelen yaralanmadır.

1. derece yanıklar: Derinin sadece en üst tabakasının zedelendiği yanıklardır. Kızarıklık, gerginlik ve ağrı görülür. Örnek: güneş yanıkları.

2. derece yanıklar: Derinin üst ve değişen oranlarda alt kısmının etkilendiği yanıklardır. Kızarıklık, gerginlik, ağrı ve su toplanması (bül) ile karakterizedir.

3. derece yanıklar: Tüm deriyi kapsayan; derialtı dokularına, derin dokulara ve hatta kemiklere kadar ulaşan yanıklardır. Deri kuru kayış gibi olabilir veya renk değişikliği görülebilir (kömür gibi, beyaz veya kahverengi olabilir ). Şiddetli yanıklarda, yüzeysel sinir uçları ve kan damarları zedeleneceğinden yanık alanda his kaybı olabilir; buna karşın çevredeki daha az yanmış olan doku aşırı ağrılı olabilir.